Bir aşktı, bir tutkuydu ruhlarımızda irşad,Sevdâyla kanatlandık çağlar ve çağlar boyu..Duygularımız coşkun, gönüllerimiz âbâd, Koştuk serhatlere, her serhat bir ukbâ koyu...
Kur’ân yeminli gürül gürül atlarımızla,Geçtik en aşılmaz tepeleri doludizgin;Hülyâlardakine denk erişilmez bir hızla,Vardık vuslat kapısına ruhlarımız gergin.
Yağdık yağmur gibi toprağı bâkir her yere,Duygu duygu yeşerdik en münbit tepelerde;Şehrâyinler gibi tüllendi hemen her yöre,Tünerken dünya henüz karanlık gecelerde.
Yiğit nârası, at kişnemesi, nal sesiyle,İnledi yer-gök, inledi yıllar ve asırlar;Yüce mefkûremizin ışıktan bestesiyle,Yankılandı dağlar, taşlar ve altın çayırlar...
Girmeden başka arzu, başka hayal araya,Sînelerimizde şevk, şakaklarımızda ter;Yolların açıldığı noktalarda ukbâya,Erdik bir ölümsüzlüğe ruhlarla beraber.
Şimdi bu çerçevede bir gece kasveti var,Bir hayli serince esiyor poyraz her yerde;Ne çıkar, az ileride altın saçlı bahar,Sarmış bütün ufku, tülleniyor perde perde.