Sözlük
Kelimeler ve terimler, komitenin onayladığı açıklamalardan derlenir. Açıklanan bölümler arttıkça sözlük de büyür.
A
- ağyâr · Allah'tan başka olanlar.
- Allah'ın büyük gördüğünü büyük görmek · Allah'ın değer verdiğini her şeyin üstünde tutmak, değer vermediğini gönülden çıkarmak.
H
- halvethâne · Kişinin ibadet ve yönelmek için tek başına çekildiği yer; çilehâne ile birlikte anılır.
- hâtıra · Kalbe gelen düşünce.
- hâzır ve nâzır · Allah her şeyi bilen ve gören olarak her yerde hâzır ve nâzırdır; bu, bir yerde bulunmak anlamına gelmez, çünkü Allah zamandan ve mekândan münezzehtir.
- Hazreti Ehadiyet · Zât-ı Hak'ın hiçbir sıfat, tavsif ve resimle sınırlanmadığı mertebeye verilen ad.
- huzur-u kalb · Kalbin Allah'ın huzurunda olduğunu hissetmesi.
İ
- ihsan · Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etme bilinci.
M
- mâlâyanî · Faydası ve değeri olmayan, uğraşmaya değmez söz ve iş.
- mehâfet ve mehâbet · Mehâfet, Allah'tan korkma ve çekinme; mehâbet, O'nun heybeti karşısında duyulan saygılı ürperti.
- meleke · Tekrarla yerleşen, kolayca ortaya çıkan kalıcı yeti ya da hâl.
- menhiyât · Dinin yasakladığı işler.
- merhale · Yolculukta konak, bir aşama.
- meşîet · Allah'ın dilemesi.
- muhâsebe · Kişinin kendini kontrol edip hesaba çekmesi.
- murâkabe · Gözetme ve gözetlendiğini bilerek yaşama.
- mülâhaza · Göz önünde bulundurma, dikkate alma, zihinde tutma.
N
- nâzır · Bakan, gözeten.
- nigehbân · Gözcü, bekçi; gözetip koruyan.
- nokta-i istinat ve nokta-i istimdat · Dayanılan nokta ve yardım istenen nokta.
- nurefşân · Nûr saçan, aydınlatan.
R
S
T
- teyakkuz · Uyanık ve tetikte olma.
V
- vâridât · Allah'tan kalbe gelen ilhâm, feyiz ve hâller.
- vicdan · Yazarın kullanımında insanın Allah'a yönelen iç duyuş, seziş ve yönelişlerinin merkezi.
- vilâyet-i kübrâ · Velîliğin yüksek mertebesi.
- vuzûh · Açıklık, belirginlik.
Y
- yakîn · Şüphe barındırmayan kesin bilgi ve inanç.