İçeriğe geç
Letâif

Odak modu açık · Ayarlar

Prizma 7 (Zihin Harmanı) · 15. bölüm

Kitap Okuma Üzerine

Kitap okunurken dikkat edilecek hususlar nelerdir? Kitap okuma zamanı, pozisyonu ve vakti hakkında neler söylersiniz? Bir de yazarlık hususundaki tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Her okuduğunu anlayamayacak seviyede olanların, öncelikle anlayabilecekleri bir

kitap veya herhangi bir kitabın rahat anlaşılabilen bölümlerinden başlamaları isabetli

olur. Bu şekilde bir ilk okumayla kitabın usûlü, üslûbu ve takdim şekline de vukufiyet

kazanan okuyucu, daha sonra kitabı iyi anlayabilmek için baştan başlayarak bir kere

daha okuması yararlı olur. Bu tür okumayla kişi okuduğunu bilir ve okuduğu malzemeyi

rahatlıkla kullanabilir. Evet, insan bu şekilde bir okuma ile malzemeyi hafızasına

iyice yerleştirmiş olur ve yerinde onları değerlendirebilir.

Bazen çok kitap okuyan biri, okuduğu kitapların farkında olmayabilir. Her kitap

bir yönüyle onun kafasına dağınık bir şeyler bırakır ve gider. Bu bilgiler zihinde

sistemli bir istife tâbi tutulmasa da, insan farkına varmadan herhangi bir zamanda

bazı meseleleri değerlendirirken, değişik mülâhazalar, irade dışı olarak onun hafızasına

uğrayan, dimağında kalan o düşüncelerle beslendiği olur.

Evet, çok okuyan kişinin beyninde gizli bir teyp varmış gibi hiç farkına varmadan

pek çok şey kaydolmaktadır. Bu gizli disk ve diskteki malzemenin kullanılabilir

hâle gelme meselesi çok okumakla doğrudan alâkalıdır.

Eskiler bir kitaba başlarken, üç şeyi bilmenin vacip, dört şeyi bilmenin de caiz olduğunu söylerlerdi. Vacip olan şeyler:

a) Besmele (Bismillahirrahmanirrahim demek).b) Hamdele (Elhamdülillah demek)c) Salvele (sallallâhu aleyhi ve sellem vb. ifadelerle Peygamberimiz'e salât ü selâm okumak).

Caiz olan şeyler olarak da şunları söylerlerdi:

a) İsm-i kitap: Burada isim ile müsemma arasında münasebet var mı? Yani kitabın ismi, muhteviyatını aksettiriyor mu, gibi konular üzerinde dururlardı.

b) Fenn-i kitap: Kitap hangi daldan ve konudan bahsediyor? Veya o ilim dalının hangi yanından bahsediyor?

c) Ta'dât-ı fusûl: Kitapta meselelere kaç fasılda yaklaşılmış?

d) Tebyîn-i garaz: Bu kitabı yazmaktan maksat yani kitabın telifindeki gaye nedir?

Zannediyorum bu düşünceyi bugün de değerlendirmek mümkündür.. tabiî kitabın muhtevasında

sistem söz konusu ise. Bu itibarla kitabı yukarıda ifade edilen dört bir yanıyla

kavramak ve o mülâhazalar çerçevesinde anlamak, kitabı gerçekten okumak demektir.

Yani isimle müsemma arasındaki münasebeti kavrama, ilgili olduğu fenne dair o kitabın

yazılmasındaki espriyi anlama, sonra fasıl, mukaddime ve bölümlerinde eksik, gedik

veya fazlalık olup olmadığını, nerelerde teferruata girildiğini öğrenme, kitap okumada

esas olan unsurlardır. İfade ettiğimiz bu hususu Nur Risalelerini okuyan bazı ilk

Nur talebelerinin gerçekleştirdiği söylenebilir.

Eskiden temkinli oturarak kitap okumak tavsiye edilirdi. Ben de bazı kitapları

okurken öyle yapmışımdır. Fakat daha sonraları bende, yatarak okuma âdeti hâsıl

oldu. Dört-beş saat üst üste kitap okuyacaksam, yatmak suretiyle okuma bana daha

kolay geldi. Masada kitap okumanın bir müddet sonra beni sıktığını gördüm. Ama masa

başında okuyamadığım kitaplarda önemli yerlerin altını çizerken çizgilerde kaymalar

olduğunu da söylemeliyim. Hatta çizgilerin bazen satırın içine bazen de dışına çıktığı

oluyordu. Bir dönemde, sadece kitabın önemli yerlerini çizmekle yetinmeyip, onun

kenarlarına, "Bu mütalâa başka yerdeki şu zatın dediği ile uyum içinde veya şurada

mantıkî bir boşluk var. Burada bir tenakuz söz konusu, şurada hissî bir boşluk var,

burada demagoji yapılmış." şeklinde kendi mütalâalarımı not ediyordum.

Bir de kitap okuma vakti çok önemlidir. İnsan dinç iken kitap okumalı. Sabah

kalktığım zaman veya kaylûleden sonra kitap okumanın istifadeli olduğunu gördüm.

Aslında kitap, gece vakti daha iyi okunur. Çok defa benim de gece okuduğum olurdu.

Fakat benim genel kanaatim şu:

İnsan gece vakti biraz dinlenmeli, biraz da gecesini evrâd ü ezkârla ihya etmeye

çalışmalıdır. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de bu husus şöyle ifade edilir: "Muhakkak

ki geceleyin kalkıp ibadet etmek daha tesirlidir ve Kur'ân da okuyuş adına daha

düzgün, daha sağlam bir tilavet sağlar."

Geceler, insanın ne dediğini ve ne anladığını en iyi şekilde ifade edebileceği

bir zaman dilimidir. Bu zaman diliminde insanoğlu, Rabbisiyle münasebete geçmeli

ve O'nu duymaya çalışmalıdır. Bu açıdan, gecenin içinde insanın mutlaka Rabbisine

ayıracağı bir zamanı olmalıdır.

Türkiye'de az sayıda da olsa çok ciddî kitap okuyan kimselerin bulunduğu da bir

gerçek. Esasen okumak bir yönüyle bir kültür ve tiryakilik meselesidir. Meselâ,

çantada sürekli kitap taşıma, durakta beklerken okuma, arabaya binerken okuma, hatta

arabayı kullanan kişinin bile eğer onda da bir merak varsa bazı şeyleri bantlara

okutturup seyahat esnasında banttan dinleme, hep okuma kültürü ile alâkalıdır. Şu

da unutulmamalıdır ki, bizim insanımız büyük çoğunluğu itibarıyla okuma fakiri ve düşünce özürlüdür.

Yazar olmayı düşünen bir insanın mutlaka çok yazması gerekmektedir. İstidadı

olan da olmayan da yazmalıdır. Zira istidat varsa, ancak yazmak suretiyle ortaya

çıkar. İnsan yazmayınca istidadının da var olup olmadığı belli olmayabilir. Hatta

–kanaat-i âcizanemce– insan her alanda bir şeyler yazmalı ve tashihe de açık olmalıdır.

Bence bu işe gönül verenler roman, tiyatro veya küçük oyunlar türünden eserler yazmayı

bile denemelidirler. İleride o işi devam ettirmeseler de mutlaka yazmalıdırlar.

Yazmanın yolu, değişik şeyler okumaktan geçer. Oku­nu­lan eserler, bazen birbirine

yakın, bazen de birbirine zıt şeyleri çağrıştırır: Shakespeare okuma insana Jonben'i

çağrıştırır; Nedim'i okuma da Bâki'yi hatıra getirebilir. Önemli olan eli alışıncaya

kadar yazmaktır. Daha sonra yazılan şeyleri yırtıp atmakta bir zarar yoktur. Ömer

Nasuhi Hoca'nın birkaç roman yazdığı ve sonra yırtıp attığı söylenir.

Bir kitabın, ondan bazı şeyler çıkarıp yazabileceğimiz mülâhazasıyla okunması

çok iyi olur. O kitabın içinde önemli noktaları, önemli yerleri çizmek veya derkenar

yapmak yahut bir haşiye koyarak belirtmek ve sonra bir kere daha gözden geçirmek

çok faydalıdır. Anlaşılması zor ve ciddî olan ağır eserleri ise üç veya beş defa

okumak az sayılır. Ben bunu bir ifrat olarak görmüyorum. İnsan, eseri her okuyuşunda

aklına geleni derkenar etmeli, eğer gerekiyorsa veya isterse o istikamette bir şeyler karalayabilir.

Yazmanın önemli yanlarından bir diğeri de, eseri yazdıktan sonra ifadesinden,

üslûbundan o türlü düşünceleri takdim keyfiyetinden alın da, muhteva zenginliğine

kadar kemal-i dikkatle bir fikrî eseri okuyor gibi birkaç defa okumak.. tıpkı bir

şiiri tashih ediyor ve onu gerçek yörüngesine oturtuyor, şiiriyetiyle buluşturuyor

gibi beş on defa onu tenkitçi gözüyle okumaktır. İnsanoğlu hatalarla mâlul olduğundan

ve söylediği sözlerin pek çoğunun uzun zaman hacaletini yaşadığından, bu hataların

en asgarî seviyeye indirilmesi çok önemli olsa gerek…

Not

Notlar bu cihazda saklanır. Tüm vurgu ve notlar

  1. Müzzemmil sûresi, 73/6.
1. Müzzemmil sûresi, 73/6.

Kaynak: Pırlanta Oku